1994 yılıydı… Her ortaokul öğrencisi Anadolu veya Fen Lisesine girmeye çalışırdı, dershaneler yaygınlaşmaya başlamıştı ama yine de fazla rağbet gören kurumlar değildi… Üniversite sınavı hala iki aşamalıydı… Bu şartların olduğu bir dönemde okulumuza gelen bir kurum bizi bir sınava tabi tuttu ve bu sınav sonucunda 4. olarak 1 yıllık bedava dershaneye gitme hakkı kazanmıştım… 1 yıl devam ettiğim dershanede, dersten çok başka konularla ilgilendik…
1999 yılıydı… Üniversite sınavı sadece ÖSS’ye indirgenmişti… Dershaneye gitmek artık okula gitmek gibi bir durum haline gelmişti… Başımdan geçen bir kaç ilginç olaydan sonra Lise 2′yi Yabancı Dil bölümünde okumama rağmen Lise 3′te Fen Bölümüne geçmiştim… Arayı kapatmak için bir dershaneye yazıldım… Yine bir kaç ilginç olayından sonra 5 haftalık sürenin ardından bu yararsız uğraştan vazgeçip Yabancı Dil bölümüme geri döndüm… .Ve dershanesiz bir öğrenci olarak üniversiteye girdim…
Nedir peki dershaneleri bu kadar yüce yaratıklar haline getiren?
1994 ile 1999 arasında geçen 5 yıl,ülkedeki tüm eğitim sistemini etkilemiş, okullardaki eğitim yetersiz görülmeye başlanmış ve dershanelerin altın çağı yaklaşmaya başlamıştı… Bugüne baktığımızda, yöneltilen tüm eleştirilere rağmen, dershaneler hala gözbebeği… Dershane olmadan herhangi bir okulun kazanılamayacağı inancı artık öğrencilerin yanında ebeveynlerin de iman ettikleri bir olgu haline geldi… İnanması biraz güç olsa da artık okullarımızdaki öğretmenlerimiz de bu inanca sahip… Bu durumda, dershanenin okulun önüne geçmesi kaçınılmazdı ve öyle de oldu… Okulun son aylarında bir şekilde rapor alınıp okul boşlanıyor, öğretmenler ve okul yönetimleri son sınıfta okuyan öğrencilere imtiyazlı davranıyor… Herşey üniversite için…
Yüksek Öğretimi tek başına bir meziyet haline getirip daha sonra da tüm genç nüfusu buraya yönlendirdik ve şimdi üniversite kapısında büyük bir kuyruk var… Bu kuyruk üniversite sonrasındaki KPSS gibi sınavlarda da karşımıza çıkıyor… Ve dershaneler bu kuyruklardan da kendine bir pay alabilmek için yelpazesini genişletiyor… Üniversite bitirilip hayata atılan büyük bir kitle de değişik kurumların kapısında bir meslek sahibi olabilmek için kuyruklar oluşturuyor… Yakında dershanelerin meslek eğitimi vermesi ve böylece üniversite mezunu olmaktan başka bir meziyeti olmayan pek çok mezuna çeşitli meziyetler kazandırıp iş gücü oluşturması da muhtemel…
Sınava endeksli eğitim dershaneleri yarattı ve dershaneler bundan en iyi şekilde yararlanmayı sürdürüyor… Bu sınavlar kalkmadıkça böyle süreceği de açık… Peki sınavın alternatifi nedir? Tartışmalarda hep “Ülkemiz şartlarına uygun biçimde” gibi bir cümle kurulur. Bizim ülkemizi diğerlerinden ayıran bu acayip fark nedir? Neden tüm dünyadaki uygulamalar bizim ülkemiz koşullarına uyumsuzdur? Dersane ve ÖSS gibi sınavların eğitimin önüne geçmesi mi uygundur ülkemiz koşullarına? Bitirirken sormak istiyorum: “Aranızda dersaneye gitmeyen var mı?”