Bir İngilizce öğretmeni olarak aklımda sürekli bir soru dolaşıyor: İngilizceyi ne için öğretiyoruz? Ortaokuldan beri gördüğüm İngilizce derslerini düşünüyorum. İngilizceyi bir dil olarak değil hep bir ders olarak gördüğümü, bir dil olduğunu üniversiteye başladığım sene bir otelde çalışmaya başlayınca anladığımı hatırlıyorum. Özellikle bu dersle tanıştığım ortaokul yıllarımda İngilizce benim için hep kağıt üzerinde matematik çözer gibi dilbilgisi yapılarını formülleyip çözdüğüm,değişmez ama bir o kadar da istisnası olan pek çok yapıyı ezberlemeye çalıştığım “sosyal fizik” gibi bir dersti. Öğretmen lisesine gidip bir yıl hazırlık okuduğum yılda da dudaklarını kıpırdatmadan İngilizce konuşan bir İngilizce öğretmenim vardı ve yoğun ağırlık dilbilgisi üzerineydi. İngilizceyi dinleme ve anlama konusunda yeteneğim vardı ama üretmeye geldiğinde bomboş bir sayfa gibiydim sanki. Ne zaman ki o otelde Aussie ve Kiwilerle iletişime girmek zorunda kaldım ve İngilizceyi ana kaynağından duyup onlarla anlaşmaya çalıştım, o güne dek öğrendiğim bütün dilbilgisi yapılarının dışında bir şeyle karşılaştım. Ve bu karşılaştığım “şey” bana okulda verilen “ders” değildi, bambaşka, eğlenceli, yumuşak ve esnek bir “dil”di. Ve dil iletişim kurmak içindi.
Bir dili konuşabilmenin o dilin gramer yapısını bilmekle aynı şey olmadığını çok iyi biliyorum artık. Ama dilbilgisi öğretmezsek, İngilizceyi nasıl öğreteceğiz? Üniversitede karşılaştığımız ve kullanmaya çalıştığım onlarca yöntem-teknik-metod’a bakıyorum.Kullandığım ve kullanabileceğim sayısız materyale bakıyorum. Ve şimdi dönemin sonunda hedeflediğim ile ulaştığım başarı karşılaştırmasına bakıyorum. Ve sonuç:İngilizceyi hedeflerim doğrultusunda öğretemiyorum. Gramer yapısını vermezsem öğrencilerim aşırı bir genelleme içine giriyor. Örneğin “I am” sanki hiç ayrılmazmış gibi “I am have got” kullanımlarıyla karşılaşıyorum. Konuşma aktivitelerine ağırlık verirsem, öğrenci başarısını ölçmek için kullandığımız yazılı sınavlarda, söylendiği gibi yazılan kelimeler buluyorum. Ve ileride SBS sınavına girecek olan öğrencilerimden konuşmalarının değil boşlukları doldurmalarının bekleneceğini düşündükçe yanlış yolda ilerlediğimi görüyorum. Ve hala kendi kendime soruyorum: İngilizceyi ne için öğretiyoruz? Bu sorunun cevabını bulduktan sonra sırada başka bir soru olacak: İngilizceyi nasıl öğretmeliyiz?