9862 gün geçmişti o zaman, şimdi 365 daha eklendi üzerine. 8760 saat… Yürüyerek, konuşarak, koşarak, yorularak, dinlenerek, uyuyarak, gülerek, kızarak, bağırarak, susarak… Hepsinde de sonuna kadar yaşayarak geçen 8760 saat daha eklendi yaşam öyküme. Ve artık 10.000 gün devrilmiş, 227 gün daha uzanmış yanına.
10.227 gün boyunca, parçalara ayrılabilir insan, tekrar birleşir. Umutlara ve umutsuzluklara boğulur, yine de iyileşir. Sessizliklerde kaybolur, seslerle buluşur. Bazen dostlarda bulur huzuru, bazen acı çekerek kurtulur. Yeşeren de kendisidir, çürüyen de. Şarkı söyleyen de odur, küfreden de.
Ve en sonunda, sadece kendimiz olmak için varız burada, tüm yapabileceğimiz bu. Beni ben yapmak için akıp giden 10bin küsür gün, yüzbinlerce saate elveda derken, kendim olma yolumda yeni yılımla buluşuyorum bugün.
even when you’ve paid enough
been put upon or been held up
with every single memory of
the good or bad, faces of luck
don’t lose any sleep tonight
i’m sure everything will end up alright
you may win or lose
Tatil biter… Sabah yatıp akşam kalkmalar, haftalarca traşsız dolaşmalar, plansız ve zamansız günler gider…
Bu tatilde deniz tuzu değmedi tenime, güneş sol kolumu yaktı defalarca direksiyon başında, ama neşeli bir koşuşturmaca, mutluluk vaad eden heyecanlarla doluydu. Bu uzun tatilden sonra, kısa bir süre ev işleri ve ardından yeni dönem hazırlıklarıyla tekrar rutin günlere başlıyorum. Tabi müziksiz başlanmaz, Vampire Weekend ile dönüyorum bekleyen işlerime.
Holiday, O Holiday!
And the best one of the year
Dozing off underneath my sheets
While I cover both my ears
İlk dinleyişimde müthiş bir çift olduklarını düşündüğüm Angus ve Julia aslında iki kardeşten oluşan bir ikili. Avustralya, Sydney’de doğan ikili, çocukluklarından beri beraber çalmışlar ama hiç beraber söylemek akıllarına gelmemiş her nasılsa. Sadece biri söylerken, öbürü geri vokallerle destek olmuş diğerine. Sonra 2005 olmuş ve gökten vahiy mi inmiş artık ne olmuşsa bir gece Angus önderliğinde beraber söylemeye başlamışlar. Sonra da elbirliğiyle şarkılar dökülmeye başlamış gitarlarından. 2006′da ilk extended playlerini yayınladıktan 5 ay sonra ikinci EP’leri çıkmış piyasaya. Eh ikisi bir uzunçalar eder heralde. Ama boş durmayan ikili, 7 ay sonra ilk albümleriyle boy gösterip, satışlarda pilatinyum mertebesine erişmişler. Geçtiğimiz Mart ayında çıkan albümleri “Down the Way”, çok akustik, çok sakin, çok neşeli, yavaşça yakalayıp bırakmayan bir hava barındırıyor içinde. Ve aşağıda gördüğünüz videoda ise, iki gitar, iki hem çok tanıdık hem de çok yabancı gelen ses ve defalarca dinlenmeye layık bir performans bulacaksınız. Koca bir uçağa atıp o kadını, uzaklaşmaktan dem vuruyor Angus. Albümün tamamı buradaki adresten dinlenebilir. İyi dinlemeler. [ Devamını Okuyun » ]
Bir hayalle başlıyor her şey. Sonra peşi sıra dökülüveriyor içinden bir çoğu…
İlk gelen bir provokatörün o en galeyana getiren kelimesini döküyor ağzından: YARIN
Sonra, yarının elele düşlerini, ertesi gün izliyor… Sonraki hafta, sonraki ay, önümüzdeki yıl… Sonra daha da uzuyor hayal aralığı, gözler kapanınca yaşanıyor gelecek, şimdiden yaşanıyor… Şimdiden yaşlanıyor elindeki bir başka el, bir verandada yanyana oturmuş iki ak saçlı insana dönüşüyor gelecek… Mutlulukla hala birbirini izleyen, önündeki yeşil çimenlerde kendilerinden olan parçaları gözleyen iki aşk sarhoşu…
Bir yıl geçmiş aradan, ama hiç gitmemiş gibisin. Sesini duydukça hala aramızdasın diyorum, gitmiş olabilir ama bitmiş olamaz demiştim, evet, bitmemişsin. Hatta yeni başlıyorsun belki de daha.
number 5: Thriller
Bir soru düştü bugün aklıma. Kaç yüzyıl sürecek peki adın? Kaç yıl yaşayacak bizimle? Popüler, gelip geçicidir ya hani, peki popun kralı da geçip gidecek mi?