
Sir Ken Robinson
Bundan iki yıl önce Sir Ken Robinson’un, okulların yaratıcılığı nasıl öldürdüğünü anlattığını konuşmasını yayınlamıştım. Geçtiğimiz Şubat’ta, Robinson, TED’de yeni bir konuşma yaptı. Bir öncekinin devamı niteliğindeki bu yeni konuşmasında, bu sefer tüm eğitim sistemlerinde sürekli iyileştirmeler yapıldığını ama eğitimde asıl ihtiyacımız olanın bir dönüşüm, bir başka deyişle, devrim olduğunu anlatıyor. Konuşması her zamanki gibi eğlenceli, ilgi çekici ve bilgilendirici. Ve tabi ki artık TED’in altyazı özelliği sayesinde Türkçe altyazılı.
Konuşmasından bir bölümü sunuyorum önsöz olarak:
Bütün herkes üniversite okumalı düşüncesiyle eğitim veriyoruz. Ama aslında herkes üniversiteye gitmek zorunda değil, en azından hemen gitmek zorunda değil. Birkaç ay önce tamamen iyi niyetle yazıldığını düşündüğüm bir sloganla karşılaştım. “Üniversite Anaokulunda başlar” diyordu. Hayır, başlamaz. Anaokulunda başlayan şey akaokuludur. Ama etrafımızda, çocuğunu doğru anaokuluna yazdırmak için yarışan bir veliler topluluğu görüyoruz. Hatta anaokulları, bu çocukları seçerken mülakatlar uyguluyorlar, hem de 3 yaşındaki çocuklara! Düşünün ki bu çocuklar, zor beğenen üyelerden oluşan bir kurulun önüne oturup, önlerine özgeçmişlerini koyuyorlar. Üyeler özgeçmişlere bakıp
- “Hepsi bu kadar mı?” diye soruyor.
- “36 aydır yaşıyorsun ve tüm yapabildiğin bu kadar mı? Başardığın hiçbir şey yok, ki ilk 6 ayını da belli ki süt emerek geçirmişsin!“
Sözü artık Sir Ken Robinson’a bırakıyorum. [ Devamını Okuyun » ]

Serbest Kıyafet Olmalı Mı?
Milli Eğitim Bakanlığı, okullarımızda öğrencilerimizin serbest kıyafet giymeleri konusunda fikirlerimizi almak için bir anket başlattı. Anket 30 Nisan 2010′a kadar katılımlara açık olacak. Bu konu tüm dünyada pek çok kez tartışılmış olmasına rağmen, eğer yanılmıyorsam ülkemizde ilk kez resmi olarak başladı.
Friendfeed’de dün gece yaptığımız bir tartışmada, bu konu hep maddi zorluklar/ yoksulluk / imkansızlık noktalarında ele alındı. Fakat, öğrencilerin ders dışında zaten serbest kıyafetler ile, beraberce vakit geçirdikleri bence gözardı ediliyor. Yeni ve güzel kıyafetler ile gelenlerin karşısında, maddi durumu yetersiz öğrencilerin eziklik yaşayacağı, imreneceği, kıskanacağı ifade ediliyor. Bu açıdan yaklaştığımızda, kalemden deftere, çantadan silgiye ve okul kantinlerine kadar herşeyi tektip yapmamız gerektiği geliyor benim aklıma. Eğer böyle şeyler, bunlara sahip olmayan öğrencilerin ezilmesine yol açıyor ise, pek çoğumuz eziklik içerisinde büyümüşüz demektir.
Öğrencileri, birbirlerinden farklı bireyler olarak görüyoruz artık, nihayet. Hepsinin farklı şekilde öğrendiğini, farklı algıları olduğunu, farklı yetenekleri hatta farklı zekaları olduğunu kabul ediyoruz. Ama yine de hepsi aynıymış gibi davranarak, belirlediğimiz renkleri, belirlediğimiz kıyafetlerini üzerlerinde taşımalarını istiyoruz. Öğrencilerin, kendilerini ifade edebilmelerinin en önemli kazanım olduğunu belirtiyoruz, ama dış görünüşlerini biz belirliyoruz. Bir insanın kendini ifade edebildiği en önemli özelliklerden birinin kıyafetleri olduğunu gözardı ediyoruz.
Wikipedia’da, dünyanın pek çok ülkesindeki okul üniformaları konusunda gayet detaylı ve uzun bir konu bulunuyor. Ülkelerin hemen hepsinde belirli üniformaların kullanıldığı görülüyor. Metinde yer alan ülkelerin içerisinde, en serbest ülke olarak Amerika görünüyor. Orada ise zorunlu üniforma olmamasına rağmen, bir “dress code” oluşturulmuş. Detayları wikipedia‘da bulabilirsiniz.
Amerika – Long Beach’de, üniforma şartı getirilen bir eğitim bölgesinde yapılan bir araştırmanın bulgularına ise buradan ulaşabilirsiniz. Abstract’inin ekran görüntüsü aşağıda: [ Devamını Okuyun » ]

YGS - LYS
BAŞLARKEN
Bir yıl kadar önce YÖK’ün önerileri ile çıkılan sınav sistemini değiştirmek yolunda 2009 Ocak ayındaki kafa karıştırıcı açıklamaların ardından, Temmuz ayında daha net açıklamalar yapıldı ÖSYM başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan tarafından. Bu açıklamalar doğrultusunda önceki yazıma bir güncelleme ekleme ihtiyacı hissettim. Şimdi açıklandığı kadarıyla 2010′dan itibaren uygulanacak yeni sınav sistemini biraz inceleyelim.
ÖN BİLGİLER
Ocak ayında da belirtildiği üzere sınav 2 aşamadan oluşacak. İlk aşama Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), ikinci aşama ise Lisanüstü Yerleştirme Sınavı (LYS) olarak adlandırılıyor. Sınavların tam tarihleri belli olmasa da ilk aşama olan YGS, 2010 Nisan ayının ilk iki haftasından birinde, ikinci aşama LYS sınavı ise Haziran ayının son iki haftasının birinde veya her ikisinde yapılacak. Her iki hafta sonunu kapsayabilme olasılığının sebebini LYS bölümünde bulabilirsiniz.
Hemen hemen 1 yıl önce Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS giriş sisteminin değişmesi konusunda adımlar attıklarını açıklamıştı. Aradan geçen zamanda pek bir ses çıkmamıştı ve yeni sistem 29 Ocak’ta açıklandı. Sistem 2010 yılında uygulamaya geçecek ve iki aşamalı sınava geri dönüş olacak. Ve açıklamalara göre, görünen o ki; mevcut olandan daha karmaşık ve tüm süslemelere rağmen içi boş gibi görünen bir sistem ortaya çıkacak.
Sistemi yakından incelemeye başlarsak; 90′lı yıllarda uygulamadan kaldırılan çift aşamalı sınav sistemine geri dönülüyor. Oysa ki Mayıs 2008′deki açıklamalarında Özcan “Tek ama istendiği zaman ve birden fazla girilebilen bir sınav öngörüyoruz”demişti.
Yeni sistem pek de yeni bir şey sunmuyor.
Çift aşamalı bir sınav sisteminin ne gibi bir fayda sağlayacağı açık değil. Tek aklıma gelen, çift süzgeç kullanarak daha sıkı bir eleme yapma isteği. Eskiden sınavların isimleri ÖSS ve ÖYS idi, şimdi ise isimleri biraz daha süslenmiş. Sınavın ilk ayağı Yükseköğretime Geçiş Sınavı olarak adlandırılmış. İkinci ayağa ulaşabilmek için bu sınavda başarılı olma şartı konulmuş, yani ilk süzgecin ismi YGS.
İkinci ayağa ulaşmaya yeterli puanı alamayanlar arasından önlisans ve açıköğretime devam etmek isteyenler seçilecek. İlk süzgeçten başarıyla sıyrılanlar için ikinci süzgeç Lisans Yerleştirme Sınavı olarak adlandırılmış ve karmaşa burada başlıyor.
LYS, 5 farklı türde sınavdan oluşuyor. Bu sınavlar: [ Devamını Okuyun » ]

Colours and Clothes Activity
4. sınıflara renkleri öğretirken, öğrencilerimin boyama yapmayı ne kadar çok sevdiklerini farketmiştim. Bir yandan renkleri öğrenirken, boyadıkları nesnenin adını da öğrendikleri ve böylece kelime İngilizce hazinelerini geliştirdiklerini de farkettim. Bunu diğer kelimeleri öğretirken de kullanabileceğimi düşündüm ve her öğrenilen kelime grubu için değişik boyama aktiviteleri aramaya başladım. Bu da onlardan birisi. İndireceğiniz PDF belgesinde kıyafetlerle ilgili bir boyama aktivitesi ve ikinci sayfada ise bir kelime bulma bulmacası bulacaksınız. İyi dersler.
- Dosya Adı: colours-and-clothes
- Dosya Formatı: PDF
- Dosya Boyutu: 351 Kb
- Dosyayı İndir