Hep

… Sonra ellerim kan olsun istiyorum. Gözlerimden ateşler yağsın, yansın oksijene değdikçe, kabarsın, alevler yalayıp dursun hücrelerimi, bedenim baştan aşağı yansın diyorum. Nasıl çıkarım? Nasıl çıkılır bu gecelerden? Nasıl kaçılır sesten? Nasıl çıkar sesim kaçarken? Nasıl çıkacaksam ordan başlasın istiyorum. Nedir gök, yer nedir? Nedendir? Nedendir tüm uzuvlarımın titremesi, tüm tüylerimin hazırolda beklemesi? Nerden gelir uzak, yakın nerden izlenir? Nerden özlenir özlenenler? Nerden unutulur özleyenler? Seslerden kaçıp da çıktığımda geceden, [...]

 

Ortanın Solundayken Hala

Bir adım daha ilerledim, beklediğim zamanda, beklemediğim yerde. Ve yıllar sonra mumlara üfledim, dilek tut dediler, ne dileyeceğimi bilemedim. Kendi kutlamalarıma acemi kalmışım, kutlamak kolay geliyor belki, kutlanmak çok garip dostum, kendime bir baktım ki, bakakalmışım. Şaşkın bir mutluluk hissi var içimde. Sıradan bir doğum günü ritüeli değil sebep, başka bir şey var, adını koyamadığım. Evet, bir yıl daha yaşlandım, ve aynı cümleyi kuruyorum yine; Merhaba yeni yaşım. -HTC Desire [...]

 

Nereye yine?

Yıldızlı geceler, sağır ve ağlamaklı sabahlar doğuruyor. Karanlığın içinden çıkan sisler etrafa dağılıyor ve bilemiyorum  bana değen elin rengini. Demli bir bardak çaya hasret kalıp, mantar tarlalarında patates topluyorum; garip… Sağır ve ağlamaklı sabahlarda, benim kulağım delik, gözlerim kupkuru. Sağır ve ağlamaklı sabahlarda, sesler daha başka çınlıyor etrafta, yankılar cevap buluyor. Zengin bir kent haritası üzerini kaplıyor sisli dünya, gecekonduları gizliyor. Sisli dünya, sağır sabahları hayata bırakıp kaçıyor, tek bir [...]

 

Sonra?

Sözlerin yankısı dinmeden başladı sessizlik, içerde devam eden bir fısıltı kaldı geriye. Hiçbir parça bağlı kalamadı. Hiçbir parça bütününe alışamadı. Her parça bir başka bütüne yamandı. Hiçbir parça bütününe alışamadı. Hiçbir parça tekrar kopmayı göze alamadı. Hiçbir parça, paramparçalığın izlerini söküp atamadı. Sessizlik, yok olmayan bir sessizlik. Varlığını her fırsatta duyuran bir sessizlik. Var olan bir sessizlik. Varlığı yoran bir sessizlik. Ses geçirmez bir sessizlik. Sonrası var olmayan bir sonra. [...]

 

Babylon'dan Bloggerlara

Daha önce çevirmenlere, dil öğreticilerine ve akademisyenlere düzenlediği programlarla bloguma konuk olan Babylon, bloggerlar için düzenlediği kampanyasıyla tekrar yerini aldı. Yeni sloganında “Babylon, tüm toplumlarda bloggerların konuşma özgürlüğü için önemini anlıyor ve destekliyor” diyen Babylon, programa katılan tüm bloggerlara 1 yıllık ücretsiz lisans veriyor. Programda yer almak için bir blogunuz olması gerekiyor. Blog adresinizi vererek katılım formunu doldurduktan sonra tek yapmanız gereken, blogunuzda programı tanıtan bir yazıya yer vermek. Yazı [...]

 

 
Balloon Boy
 
 

Inflate - Deflate

Balonlarız bizler de, rengarenk, şekil şekil. Her nefeste biraz daha büyüyoruz. Kimimiz daha baştan defolu çıkıyor, sönük, bekliyor atılmayı. Kimimiz olgunluğuna ulaşamadan patlıyor, bazen kaza ile, bazen sebep kötü niyetli bir iğne. Sonra havada duruyoruz bir süre, elden ele geziyoruz. Kimimiz bir odada sürdürüyor hayatını, bazen diğer odaları da görüyor birilerinin eşliğinde. Kimimiz açık havada bulutları seyrediyor, sonra birilerinin elinden kaçıp, uçup gidiyor uzaklara, haber bile vermiyor bir kimseye. Halimizden [...]

 

Tatil, ah tatil...

Tatil biter… Sabah yatıp akşam kalkmalar, haftalarca traşsız dolaşmalar, plansız ve zamansız günler gider… Bu tatilde deniz tuzu değmedi tenime, güneş sol kolumu yaktı defalarca direksiyon başında, ama neşeli bir koşuşturmaca, mutluluk vaad eden heyecanlarla doluydu. Bu uzun tatilden sonra, kısa bir süre ev işleri ve ardından yeni dönem hazırlıklarıyla tekrar rutin günlere başlıyorum. Tabi müziksiz başlanmaz, Vampire Weekend ile dönüyorum bekleyen işlerime. Holiday, O Holiday! And the best one [...]

 

 

Tercüme ve Babylon

Yıllar önce başladım çeviri yapmaya.  Bir müddet gayet ciddi çevirilerle uğraştım ve ekonomik dengemi çeviri sayesinde sağladım. Çevirinin ne kadar zor ve zahmetli bir iş olduğunu, çevirmenin en iyi dostunun ise çok kapsamlı bir sözlük olduğunu o zamanlarda kavramıştım. İnternet üzerinde o zamanlar sadece Altavista servisi olan ve Türkçe’yi desteklemeyen Babelfish vardı (ki şimdi bir Yahoo! servisi olarak hayatına devam etmekte), daha sonra Google Translate çıktı meydana (ki kısa süre [...]

 

2008 Geçti Gitti

  Herkesin yeni yılı kutlu olsun öncelikle. 2008 yılı benim için nasıl geçmiş yakından bakmak istiyorum bu yazıda. 2008 yılına evde televizyon izleyerek girmişim :) 7 Ocak 2008′de nihayet Depresif Günlük şu anda ziyaret etmekte olduğunuz kendi domainiyle tanışmış. Host olarak Rodosweb seçilmiş ve yıl boyunca memnun kalınmış. Meslekte ilk yılın ikinci dönemi gayet güzel geçmiş. Sürücü kursuna gitmiş ve ehliyetime kavuşmuşum. Araba almayı kafama koymuş ve bir Twingo sahibi [...]

 

LeChaim to Life - One More Time

  Meslekte yaşadığım ilk yaz tatilim bitti bitecek. Önce Ehliyet sınavına girip oradan memlekete yollanıp ev işlerini hallettim, ver elini İstanbul diyip 2 haftamı orada geçirdim. Ardından dönüp geriye uzundur yüzlerine hasret kaldığım dostlarımla Ayvalık ve Çanakkale turları yaptım. Sonra direksiyon sınavı derken en sonunda dün ehliyetime kavuştum. Az önce ise Comenius Hizmetiçi Eğitim Başvuru sonuçları açıklandı ve başvurumun kabul edildiğini öğrendim. Bir aksilik çıkmazsa Ekim sonu Kasım başında İngiltere [...]

 

Olan Biten

Ehliyet sınavını verir vermez memlekete doğru yollandım. Yine [gündüzlerime kıyamadığım için] tüm gecemi alan berbat bir otobüs yolculuğu ve bir de ekstrasından sonra nihayet vardım evime. Özlem çabuk bitti her zamanki gibi, uzundur görmediğim dostlarımla buluştum, uzun zamanlık yalnızlığı sosyalleştirdim ve büyük şehre geçtim bu sefer de, bu kez trenle. İlk erkek yeğenimle tanıştım, kaç kez amcalıktan sonra ilk kez dayılığı da öğrendim. Şimdi de direksiyon sınavını, ardından yüksek lisans [...]

 

Tekno Tembellik

Öyle uzun zamandır e-sosyallik dışında birşey yapmamışım ki, tatilde kendime şaşırdım. Okuldan döndükten sonra ertesi günün derslerini hazırlayıp yatana kadar bilgisayar başından kalkmadan ve aslında hiçbirşey yapmadan gecemi boşa harcamışım gibi hissederek geçirdim bir dönemi. Tatilde internetten, televizyondan, bilgisayar oyunlarından, derslerden, beni burda bağlayan herşeyden uzaklaşmak öyle iyi geldi ki anlatamam. Tekrar yaşadığımı hissettim, birşeyler yaptığımı hissettim… Tüm akşamımı bilgisayar başında geçirdiğim son 5 ayda ne yaptığımı düşünüyorum ama yok [...]

 

Bir Dönem Bitti

İlk dönem bitti. 15 günlük bir tatil başladı. İlk yarıyılım ise beklentilerimin dışında seyretti diyebilirim. Başlangıçta üniversitede öğrendiğim öğrenci profili, yöntemler, teknikler vardı elimde, şimdi ise gerçek ile ideal arasındaki farkların yarattığı bir gariplik var. Gördüğüm şeyler, görmeyi beklediğim şeyler değildi aslında. Bazen çok karamsar şekilde dönmüş olsam da eve, birkaç öğrencimin gözünde gördüğüm pırıltı çok şeye değer yine de. Eh artık bir tatili hak ettik, sabahlayamadığım gecelerin acısını çıkarmak [...]

 

Sağol Komutanım

Askerliğimi yaptığım sırada öğretmen atamalarına başvurmak için İlçe Milli Eğitim’e gittim. Şubattı sanırım. Sabah sistemleri bozuk olduğu için öğleden sonraya kaldı işlemlerim. Neyse ki iznimi saat 5′e kadar almıştım da rahattım. Öğleden sonra gittim ve bomboştu, hemen memur hanımın yanına gittim ve belgelerimi verdim. Kadına nüfus cüzdanımı uzatıp yanına oturdum; memure TC kimlik numaramı girdi ve veritabanından ilgili sayfamı açtı. Durum aynen şöyleydi: KPSS veritabanında görüldüğüm şeklimle bıyıklıyım ve saçlarım [...]

 

Savaşa Hair

Dönüp dönüp tekrar izlediğim ve her izlediğimde daha yoğun duygulandığım filmler vardır. Mesela Hair ya da Damdaki Kemancı veya Karanlıkta Dans… Hepsi müzikal oldu sanki neyse. Hepsinin sonu vurucudur; özellikle Karanlıkta Dans’ta bir 15 dakika kalkıp kapatamam filmi… Öyle kalır gözlerimi koca koca açıp akan caste bakarım. Ama bitiminden sonra en uzun donup kaldığım sinema şaheseri A Space Odyssey idi. Dün yine Hair’i izledim. O müthiş müzikalde “I believe in [...]

 

Mülksüzler

Askerde yaptığım en güzel şey kitap okumaktı. 5 ayda inanamayacağım kadar çok kitap okudum ve senelik okuma katsayım tavan yaptı. Okuduğum kitaplar içinde öyle bir kitap vardı ki yarattığı etki gerçekten çok büyük. Bu geç kalınmış bir okumaydı benim için ve de çok zamansız bir okuma. Ve yazarla çok geç bir tanışma oldu bu. Ursula K. Le Guin; Mülksüzler… Yazar kitabı 1974 yılında yazmış olsa da Türkçe ilk baskısı 1990′da [...]