I'm An Illusion

Nereye giderdim, gidebilseydim eğer, kim olurdum, varolabilseydim eğer, ne derdim, bir sesim olsaydı eğer, kim konuşuyor böyle, ben olduğumu söyleyerek. Yanıt verin yalnızca, biri yanıt versin yalnızca. Her zamanki aynı yabancı, yalnızca onun için varolduğum, varoluşsuzluğumun oyuğunda onunkinde, bizimkinde, işte yalın bir yanıt size. Düşünerek bulamayacak beni, ne yapması gerekiyor öyleyse, sonuçta canlı ve şaşkın, evet, ne derse desin canlı o. Unutabilir beni, yok sayabilir, evet, en akıllıcası bu olur, [...]

 

Oda

Kapı aralandı ve içeride bulduk kendimizi. İçerisi kapının aralığından dolan aydınlıkla zar zor seçiliyordu. Yerde yeni döşenmiş laminant parlaklığı, gözlerimizde ince ışıltılar yaratıyordu. Etrafa bakındık, alışılmamış bir mimari, biraz beğeni biraz da korku ile doldurdu içimizi. Alışkanlıklar alışılmamışları yadırgatıyordu, her zaman olduğu gibi. İlk adımı ben attım biraz ileriye ve onun elinden tutup çektim yanıma doğru. Arkamızdaki açık kapının içeri doldurduğu ışıkla, loşlukta zorlukla seçilen odada göz gezdiriyorduk. Zamanımız boldu, [...]

 

Geri Dönüşüm

Bir başıma duruyorum bu masada, yalnız, kimsesiz. Etrafım bomboş, gelen, gören, bakan yok. Bir göz, bir ses,  bir sıcaklık, bir soğukluk… Yok… Sonra görünüyorsun uzaktan, bir telaş var gözlerinde ve beni görünce gülüyor sanki mutluluktan gözlerin, gülümsüyorsun. Yavaşça dokunuyorsun tenime. İçimi dolduruyor, içimi ısıtıyorsun, ağır ağır bir sıcaklık dolduruyorsun içime. Sonra tutuyorsun beni ellerinle, sarıp sarmalayıp dudaklarına götürüyorsun, dudaklarınla dokunuyorsun, içimi içimden alıp, içine akıtıyorsun. Buğulanıyorum ben, şevkten, zevkten, sıcağından, [...]

 

Çay

Bir çay daha doldurduğumda saat 3’ü geçiyordu. Nalan’ı uyandırmadan çıkmak için parmaklarımın ucuna basa basa balkon kapısına ulaştım ve hızlıca dışarı attım kendimi, birkaç damla damlatmıştım beyaz halımıza “Sabah yine fırtınalar kopacak” diye düşündüm fazla önemsemeden. Sigaramı çıkarıp dudaklarıma yerleştirdiğim an çakmağı almayı unuttuğum beynimde şimşek gibi çaktı. Tekrar içeri dönmek, öyle bezdirici geldi ki bir an sigarayı bile bırakasım geldi. Yine de bu kadar çabuk pes edemezdim, fincanımı canım [...]

 

Fotöykü: Yeşil Işık

Ve yine kırmızı. Tam arkandayım senin, dönüp bir baksan göreceksin. Saatlerdir ettiğin onca kelimenin titreşimlerini takip ediyorum. Kokunun arkasındayım, saç renginin peşinde. Sana yakın durabilmek için, kalabalık olsun diyorum bu şehir, daha kalabalık. İçim titriyor yine de, yakınlıkta korkular uyanıyor derinliklerimde, ellerimi saçlarına dokundurmamak için ceplerimde taşıyorum. Başımı eğiyorum öne sende kaybolmamak için. Ve hala kırmızı, burda debeleniyorum, içimdeki haykırışları, dalgananan kalbimi zor tutuyorum göğüs kafesimde. Bir dön bak diyorum, [...]

 

Fotöykü: Yanyana

Duruyoruz, yanyana. Sonbahar, yeşillikler yavaş yavaş çekiliyor, sarı bir hüzne bürünüyor etrafımız, gökyüzü gri bir plastik kapak gibi üstümüzde. Ağaçların eğri kolları açıkta kalmış, tüm utangaçlıklarıyla rüzgara umut bağlıyorlar savrulmak için. Hayat donuk ve mat. Beyaz evler daha bir hüzün katıyor mevsimimize. Sapsarı otlar sarılmış dört yanımıza, küfleniyoruz. Biz tekil acılarımıza bürünmüşüz, kolkola. Benim yaralarım iyice günyüzüne çıkmış, senin gözlerin ıslak. Kan çanağı gözlerimiz, belki o yüzden duvarlar kıpkırmızı geliyor [...]

 

Sevgili Hatıralar

Bir şey düşündüğümüzde, bunu zihnimizin bir köşesinde yaşar, o anı mimikleriyle, tüm dış çevresiyle sanki yeniden yaşar gibi oluruz. Sonra da ölürüz. O zaman bu anılar nereye gider? Ruha bağlı mıdır onlar da? Ya da sadece basit sinir hücreleri üzerinde dolaşıp duran ve yok olmaya yazgılı anlık fotoğraf karelerinden mi ibarettir? Lewis Perdue – Kusursuz Katil Çeviri: Ender Nail Koridor Yayınları Sayfa: 73 – Şarkı: Karla – Dear Memory on [...]

 

In Other Words

Geceler kaçıp gider günlerin ardından. Bir korku ile kalır yaşlı adam orada, yaşlarıyla. Bu karanlığın son kahramanı ortaya çıktığı an, bir başka gerçeğin kapısı açılır ardından. Ve güzellik orada kalakalır, nedir ki güzellik sonunda? Eldeki bir hayat, daldaki bir çoğundan daha mı iyi? Oysa bu hayat, herkesin birbirini izlediği bir fanus değil mi? Çocuklar kalmış sadece, buz gibi gerçeklere dokunup da kahkahalar atabilen. Uzaklardaki altın topraklara ayak basmak, alışmak için [...]

 

Hayat Acıtıyor

acı acıyı besliyor; yara yarayla birleşip deşiyor ciğerimi. güneş kuytu köşelere kaçıyor; göçüyor buralardan; başka bir diyarın bronz madalyası olmaya gidiyor. çelik bir grilik dolduruyor üstümüzü; mıknatıs parçaları düşüyor yukardan; parçalıyor tenimizi; hayat çelik bir grilikte yeşil seraplar gördürüyor; mavi hayallerle süslüyor işkencemizi. yara yarayı besliyor ve koyu kırmızı bir kan kaplıyor tenimizi. soğuk ve ıslak kalıyoruz ter içinde; tüylerimiz bir kaktüsün dikenleri gibi dokunanı zehirliyor… yara yarayı besliyor ve [...]

 

Mülksüzler

Askerde yaptığım en güzel şey kitap okumaktı. 5 ayda inanamayacağım kadar çok kitap okudum ve senelik okuma katsayım tavan yaptı. Okuduğum kitaplar içinde öyle bir kitap vardı ki yarattığı etki gerçekten çok büyük. Bu geç kalınmış bir okumaydı benim için ve de çok zamansız bir okuma. Ve yazarla çok geç bir tanışma oldu bu. Ursula K. Le Guin; Mülksüzler… Yazar kitabı 1974 yılında yazmış olsa da Türkçe ilk baskısı 1990′da [...]

 

Bir Gece

Yalnızlık tadında bir gecenin içindeyim. Sigaramın ucunda kıpkırmızı bir ateş. Odamın duvarlarından yankılanan notalar; gitarın iç gıcıklayıcı sesi; hüzün, sevinç, hüsran, umut, umutsuzluk… Karmakarışık bir dünyada darmadağın bir haldeyim… Orada olma isteğim tüm damararımdan fışkırıyor… Gökyüzünde asılı kalmış yıldızlara haykırıyorum öfkemi, çaresizlikten…. Uzun uzun dalıyorum bomboş bir sayfaya… Sonra…. Sonra yazdığım herhangi bir harf gibi şekilsizleşiyorum. Sanki sigaramı ben içmiyorum, o beni içiyor, yağmur yağmıyor benim eriyen, yıldazları gözleyen ben [...]